İngilizce'de "grandmother" diye tek bir kelime vardır. Almanca'da "Oma". İspanyolca'da "abuela". Bu dillerin hiçbiri, çocuğun hangi taraftan büyükannesi olduğunu belirtmez. Ama Türkçe'de durum farklıdır. Türkçe'de iki ayrı kelime vardır: anneanne ve babaanne.
Bu sadece dilbilimsel bir merak değildir. Bu, Türk ailesinin yapısı hakkında bir şey söyler.
İki büyükanne her zaman aynı kişi değildir. İki ev. İki mutfak. İki farklı hikâye. İki farklı çocukluğu sizin çocuğunuza aktaran iki farklı kadın. Ve siz, anne ya da baba olarak, ikisinin de hikâyesini ayrı ayrı belgelemek zorundasınız — çünkü hiçbir tarihçi sizin yerinize bunu yapmayacak.
Neden iki ayrı kelime?
Türk dilinin sahip olduğu en güzel inceliklerden biri, akrabalık ilişkilerinde hiçbir muğlaklığa yer bırakmamasıdır. Anglo dünyanın "aunt" diye geçiştirdiği şeyin Türkçe'de dört ayrı karşılığı vardır: hala (babanın kız kardeşi), teyze (annenin kız kardeşi), yenge (amca/dayının eşi) ve eltinin kız kardeşi gibi başka uzantılar. Aynı şey "uncle" için de geçerli: amca, dayı, enişte.
Bu kelimelerin var olması, Türk ailesinde her ilişkinin ayrı bir anlam taşıdığı anlamına gelir. Anneanneniz başka bir deneyim, babaanneniz başka bir deneyimdir. Birinin elinden çıkma yemekler, diğerinin elinden çıkanlardan farklıdır. Birinin söylediği masallar, diğerinin söylediği ninnilerle aynı değildir.
Çocuğunuz ileride bunu fark edecektir. Ve sorduğunda, cevabı sizin elinizde olmalı.
İki büyükannenin iki farklı hikâyesi
Düşünün: çocuğunuz on yaşında. Ödevi var. "Büyükannenin adını yaz" diyor öğretmen. Çocuğunuz iki tane yazıyor. Öğretmen şaşırıyor. Çocuğunuz açıklıyor: "Benim iki büyükannem var. Anneannem Ayşe, babaannem Fatma."
Bu basit cümlenin arkasında iki ayrı hayat hikâyesi vardır. Ve siz, bu iki hikâyenin kayıt tutucususunuz.
İşte ayrı ayrı belgelenmesi gereken şeyler:
İsimleri ve kökenleri. Anneannenizin tam adı, doğum yeri, doğduğu yıl. Babaannenizin tam adı, doğum yeri, doğduğu yıl. Bu bilgiler şaşırtıcı derecede çabuk unutuluyor. Bir kuşak sonra, torunlarınız "büyük büyükannem nereliydi acaba?" diye soracak. Cevabı bugün yazın.
Yetiştikleri yer. Anneanneniz büyük bir şehirde mi, küçük bir köyde mi büyüdü? Babaanneniz hangi bölgeden? Hangi evde, kaç kardeşle, nasıl koşullarda? Bu bilgiler size sıkıcı görünebilir ama yıllar sonra bir aile efsanesinin başlangıcı olabilir.
Çocuğunuza nasıl seslendikleri. Anneanne "balam" der mi, "yavrum" der mi, "canım" der mi? Babaanne kendi yöresinden bir kelimeyi mi kullanıyor? Bu küçük detaylar — bu sevgi sözcükleri — yıllar sonra çocuğunuzun "büyükannemin bana ne dediğini hatırlıyorum" diye anlatacağı şeylerdir. Yazın.
Pişirdikleri. Anneannenizin ünlü mantısı. Babaannenizin börek yapma şekli. Birinin reçeli, diğerinin tarhanası. Bu yemeklerin tarifleri kayıp olmuştur belki ama hangi yemeği kimin pişirdiğini hatırlamak — o bile bir miras.
Anlattıkları masallar ve şarkılar. Bu çok önemli. Anneannenizle babaannenizin söylediği ninniler, anlattığı masallar, dudaklarında dolanan şiirler — bunlar kaybolan bir şey. Eğer onları kaydetmezseniz, sizden sonraki kuşak bu zenginliği tanımayacak.
Çocuğunuzla aralarındaki ilişki. Anneanne ile çocuğunuz haftada kaç kez görüşüyor? Babaanne ile? Hangisinin evine daha sık gidiyor? Hangisi onu daha çok kucaklıyor? Bu rakamlar değişir, ama o dönemler — "5-7 yaş arası anneannemde her hafta sonu kalırdım" — bir gün hatıra olur.
Bir ses kaydı, iki büyükanne için
İşte bu yazıyı okuyup yarın yapabileceğiniz en güzel şey: telefonunuzu açın, anneannenize gidin, bir hikâye anlatmasını isteyin. Çocukluğundan, gençliğinden, ilk evlendiği günden, sizin annenizi nasıl büyüttüğünden, sizin çocuğunuzu ilk kucağına aldığı andan. Ne anlatırsa anlatsın. Sadece kaydedin.
Sonra babaanneye gidin. Aynı şeyi yapın.
İki ses kaydı. Belki her biri 5-10 dakika. Bu kayıtlar, paha biçilemez bir mirastır. Çünkü o sesler bir gün artık olmayacak. Ve siz bu kayıtları açıp dinlediğinizde — ve çocuğunuza dinlettiğinizde — o iki kadın yeniden orada olacak.
Babaanneler ve anneanneler bir yerde buluşuyor
Türk geleneğinde bir güzellik daha vardır: babaanne ve anneanne genellikle birbirini sever. Çoğu kültürde "iki kayınvalide" deyimi tehlikeli bir şey ifade eder. Türkiye'de bu o kadar değildir. Çoğu ailede iki büyükanne, bayramlarda, doğum günlerinde, sünnet düğünlerinde bir araya gelir. Birbirleriyle muhabbet eder. Birbirlerinin çocuklarıyla yakınlaşır.
Bu buluşma anlarını yakalayın. Çünkü iki büyükanneyi aynı fotoğrafta, çocuğunuzla birlikte görmek, en güzel aile fotoğraflarından biri olur. Yıllar sonra, biri ya da her ikisi artık olmadığında, o fotoğraflar duvarda asılı kalır ve "işte iki nineciğim" diyerek bakılır.
İlk kez söylediği isim
Başka bir önemli detay: çocuğunuzun hangisinin adını ilk söylediği. Bu çoğu zaman "anne" ve "baba"dan hemen sonra gelir, bazen aynı dönemde. Hangisi önce çıkmıştır? Hangi kelime şekillenmiştir önce — "anne" mi "babaa" mı? "Aba" mı "nine" mi?
Türkiye'de bazı bölgelerde "nine", bazı bölgelerde "ebe", bazı bölgelerde "büyükanne" denir — siz hangisini kullanıyorsanız, çocuğunuzun ağzından nasıl çıktığını yazın. Tam telaffuzunu yazın.
Bir gün çocuğunuz size "anneannem bana ilk ne dedirtmiş?" diye sorduğunda, açık bir cevap verebilmelisiniz: "Aslında 'aba' diyordun. Tam söyleyemiyordun. Anneannen ağladı."
Zeitarc'ta iki büyükanneyi nasıl ayırırsınız?
Zeitarc'ta her aile üyesini ayrı ayrı zaman çizelgesine ekleyebilirsiniz. Anneanne için ayrı, babaanne için ayrı birer zaman çizelgesi oluşturabilirsiniz. Her birinin kendi anılar, hikâyeleri, ses kayıtları ve fotoğrafları olabilir.
Ya da çocuğunuzun ana zaman çizelgesinde, her anıyı kim varlardı etiketiyle işaretleyebilirsiniz. "Bugünkü gezi" → "anneanne, dede, anne". "Pazar yemeği" → "babaanne, hala, dayı". Yıllar sonra çocuğunuzun "anneanne ile geçirdiğim anlar" gibi bir filtreleme yapması ve bütün o anıları bir arada görmesi mümkün olur.
İki ayrı ilişki. İki ayrı kayıt. Tek bir çocukluk.
Türkçenin size verdiği bir hediye
Diğer dillerin birçoğu büyükanne için tek bir kelime kullanırken, Türkçe size iki kelime verir. Bu iki kelime, iki ayrı tarihi, iki ayrı hikâyeyi, iki ayrı sevgiyi ifade eder. Ve bu hediyeyi gerçekten kullanmak için, onları belgelemek zorundasınız.
Babaanne ve anneanne bir gün artık aramızda olmayacaklar. Ama torunları onları aynı yoğunlukla, aynı detayla, aynı sevgiyle hatırlayacaksa — bu, bugün sizin neyi yazdığınıza bağlıdır.
İki kelime. İki kadın. İki hayat. İki kayıt.
Bugün başlayın.